T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Taşkent Müftülüğü

18.02.2026

RAMAZAN AYINA GİRERKEN

RAMAZAN AYINA GİRERKEN

KIYMETLİ MÜSLÜMANLAR!

Ramazan, on bir ayın sultanı; Kur’ân-ı Kerîm’de değeri açıkça vurgulanan, zamanın bereketle yoğrulduğu müstesna bir aydır. İslam dininde ve Müslümanların inanç, ibadet ve kültür dünyasında son derece önemli bir yere sahip olan bu mübarek ay, insanın hem Rabbiyle hem de kendisiyle yeniden bağ kurduğu ilahî bir zaman dilimidir. Yüce Rabbimiz Bakara Suresi’nin 185. âyetinde Ramazan ayının mahiyetini şöyle açıklamaktadır:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

“Ramazan ayı; insanlara yol gösterici, doğruyu eğriden ayıran apaçık delillerle dolu olan Kur’ân’ın indirildiği aydır…”

Bu ayetin açıkça ifade ettiği üzere Ramazan, yalnızca oruç tutulan bir ay değil; Kur’ân’ın insanlığa rehber olarak sunulduğu, hayatı anlamlandıran ilahî mesajın yeryüzüne indiği bir aydır. Dolayısıyla Ramazan’ı anlamak, Kur’ân’ı merkeze alarak yaşamayı yeniden hatırlamak demektir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de Ramazan ayının manevî iklimini şu müjdeyle haber vermektedir:

“Ramazan ayı geldiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”
(Müslim, Sıyâm, 1)

Bu hadis-i şerif, Ramazan’ın rahmet, mağfiret ve arınma ayı olduğunu; insanın iyiliğe yönelmesini engelleyen unsurların asgariye indirildiği ilahî bir fırsat zamanını ifade etmektedir. Böyle bir ortamda mümine düşen görev, bu ilahî davete kulak vererek gönlünü ve hayatını Ramazan’ın ruhuna açmaktır.

Ramazan ayı, Rabbimizin kullarına yönelttiği yüce bir çağrıdır. Oruçla nefis terbiyesinin, sahur ve iftarlarla bereketi paylaşmanın, vakit ve teravih namazlarıyla huzura ermenin; zekât, fitre ve sadakalarla toplumsal dayanışmayı güçlendirmenin zamanıdır. Ancak Ramazan, yalnızca ibadetlerin şeklen yerine getirildiği bir ay değil; ibadetlerin hikmetini kavrayıp ahlaka, davranışa ve hayata taşındığı bir eğitim sürecidir. Bu yönüyle Ramazan, mümin için bir arınma ve yeniden inşa mevsimidir.

Bu ayda Kur’ân-ı Kerîm’in indirilmeye başlanmasıyla insanlık, cehaletin ve karanlığın girdabından kurtulmuş; ilahî nurla aydınlanmıştır. Merhum Sezai Karakoç, Ramazan’ın bu dönüştürücü gücünü Samanyolu’nda Ziyafet adlı eserinde şu veciz ifadelerle dile getirir:

“Akşam devraldığın eski, yıpranmış ve yılgın dünyayı; sabahın ilk akıncılarına yeni, taze ve güzelliğiyle ışıldayan bir dünya olarak teslim edersin. Sen öyle bir altın gecesin ki, saçtığın ışıklarla önündeki ve ardındaki geceleri de aydınlatırsın…”

Bu tasvir, Ramazan’ın insanı ve toplumu dönüştüren yönünü ne güzel ifade etmektedir. Zira Ramazan, insanın sadece gününü değil, ömrünü değiştirecek bir ilahî dokunuştur.

Ramazanı içerisinde barındıran ayrıca değerli olmasına sebep olan; Kadir Suresi’nde Kur’ân’ın indirildiği gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir. Bu ifade, Kur’ân’la geçirilen bir anın bir ömürden daha hayırlı olduğunu göstermekte, buna mukabil Kur’ân’ı rehber edinmeden geçirilen bir hayatın bir an kadar bile değer ifade etmemesi Naziat Suresi’nde ifade edilmiştir. Böylece insanın değerinin, Kur’ân’la kurduğu bağ ölçüsünde anlam kazandığı vurgulanmıştır.

Öyleyse geliniz, müminler için en kıymetli zaman dilimlerinden olan bu günleri gerçek anlamda bir fırsata dönüştürelim. Ramazan’ı; geçmişimizi muhasebe ettiğimiz, hatalarımızdan tövbe ettiğimiz ve geleceğimizi yeniden inşa etmeye karar verdiğimiz bir miad hâline getirelim. Bu ayın aynı zamanda Kur’ân ayı olduğu bilinciyle Kur’ân-ı Kerîm’i çokça okuyalım; okumakla yetinmeyip anlamaya çalışalım ve öğrendiklerimizi yaşayarak hayatımıza nakşedelim. Ancak bu şekilde Ramazan’ı ruhuna ve hikmetine uygun olarak uğurlayabiliriz.

Temennimiz odur ki; Ramazanımız rahmet olsun, mağfiret olsun, kurtuluş olsun…
Ve ardından gelen bayramımız, gönüllerimizin gerçek bayramı olsun…

Muhammet Emin ÇALIKLI
Taşkent Müftüsü